Ateş Hikayesi – Spectrosomnium Sesli Blog (Pek Yakında)
Senesini hatırlayamadığım bir mayıs ayı, bahçemiz de şeftali ağaçları var o zamanlar. Kurumuş dallardan ateş yaktık bahçede oturuyoruz gece, ailece. Sohbet muhabbet, atıştırmalıklar, kendi çapımızda şarkı söylüyor, oyunlar oynuyor, eğleniyoruz. Ertesi sabah baktım babaannem akşamdan kalan külleri doldurmuş bir küreğe, ağaçların diplerine atıyor. Merak ettim sordum, neden yapıyorsun diye. “Gübre olur oğlum” dedi. Ateşin başında oturmak keyifliydi bizim için; bilmeden fayda da sağlamıştık ağaçlara. Belki de yok edici değildi ateş, faydalıydı canlılar için.
Ateş ehlileştirildikten sonra; beslenme, korunma, ısınma, iletişim ve savaş için kullanılmış. İnsanlığın hayatta kalması ve medeniyetin gelişiminde büyük rol oynamıştır. Pişirme yoluyla etleri ve bitkileri kolay sindirilebilir hale getirme, ısınma, ısıtma, vahşi hayvanlardan ve soğuktan korunma, haberleşme, ateşin başında oturup sosyalleşme, maden eritme ve silah yapma gibi pek çok gelişmenin temelidir ateş.
Ateşin oluşması için ise yanma gereklidir. Yanıcı bir maddenin oksijen ile reaksiyona girmesi neticesinde; genellikle ısı, karbondioksit ve su açığa çıkaran bir reaksiyondur yanma. Ateş oluşumu ve yanmanın devam edebilmesi için oksijen elzemdir. Ortamda yeterli oksijen yoksa ne kadar yakıtınız olduğunun da bir önemi yoktur.
“Her devinim matematiksel olarak hesaplanabilir. İnsan eylemlerinde de durum böyledir.”
Düşünmek eylemini yanma reaksiyonuyla benzeştirmek ve kendimce açıklamak niyetindeyim. Kafada yanan ışık, beyinde çakan şimşekler göz önüne alındığında aslında bunu düşünen ilk kişi de değilim.
Nefes alıp verdiğimiz sürece kafamızın içine; istesek de istemesek de bir çok algı doluşur. Algı duyu organları aracılığıyla edindiğimiz her türlü bilgidir. Doğru düşünceler üretebilmemiz için bu bilgilerin zihnimizde, dürüstlük varlığında işlenmesi gereklidir. Nasıl ki oksijen olmadan yanmıyorsa ateş; kendimize dürüst olamadığımız taktirde düşünmeyiz aslında, illüzyonlar öreriz üstümüze. Ancak dürüstlükle yanar sahiciliğin ateşi.
İnsan da tüm diğer canlı organizmalar gibi; hazza yönelip, acıdan kaçma eğilimi gösterir. İllüzyon güvenlik hissi sağlar kişiye. Düşünceden uzaklaşır kişi böylece. Çünkü hakikat acı, sarsıcı ve yakıcıdır. Yalnızca düşüncelerden uzaklaşmaz kişi. Onu besleyen, ısıtan, benliğini koruyan, sağlıklı bir iletişim ve sosyalleşmeden, gerçek savaştan ve silahlarından da uzaklaşır. İllüzyona muhtaçtır, savunmasızlaşır.
Konuyu biraz daha derinleştirmek adına, Nietzche’nin ikinci vicdan sorusu üzerine düşünmeye sevk ediyorum sizleri de : ” Sahici misin yoksa yalnızca bir oyuncu mu? Bir temsilci mi? Yoksa temsil edilenin kendisi mi? Yoksa nihayetinde taklit edilen bir oyuncu musun sadece.”
Külün gübre olduğu topraklarda yetişir sahici. Diyebiliriz ki sahici olmanın yolu; dürüstçe yanmaktan geçer. Yanmaktan da korkmayın…

Yorum bırakın